|
TNY: Bircan Ünver kimdir ?
BİRCAN ÜNVER :1959 Yukarıkale, Sivas doğumluyum. 1969'da İstanbul'a ailece taşındık ve 7 kardeşin en büyüğüyüm. Eğitim ve meslek grafiğim genel standartlardan farklı bir zigzag çiziyor. Zira 17 yaşından itibaren, 1983'te Devlet tarafından o dönem Ziraat Bankası'na devredilen İstanbul Bankası'nda 8 yıla yakın bir süre çalıştım. İlk olarak 18 yaşında evlendim. Şimdi 26 yaşında olan büyük oğlum, henüz 3 yaşındayken, Mimar Sinan Üniversitesi'nde, bankanın tasviyesine paralel üniversite öğrenimime başladim.
Okulun birinci yılının ilk yazında ise (1984) yayın dünyasına, düzeltmen olarak ve sanat haberleri yazarak katildim. Okula paralel yürüttüğüm sanat muhabirliği esnasında, sanat ve edebiyat üzerine televizyon programları yapmak amacıyla iki kez TRT sınavlarına iki kez 1983 ve 1987 girdim. Birinde ilk elemeyi de kazanmama rağmen, sonuç alamadım. Hem İngilizce hem de televizyon programcılığı öğrenimi yapabilmek düşleriyle ilk kez 1989'da Los Angeles'a gittim ve orada bir yıl yaşadim. Bir yılın sonunda New York'a taşındim.
Queens Public TV'de yerel ve stüdyo kurslarını 1992'de tamamladim. O dönemden itibaren, Türkiye'de döndüğüm dönem hariç (1993-1996), programlarım QPTV'de yayınlanmaktadır. 1995 yılında, sanat yazılarımı derlediğim, "En Kutsalı Yaratmak" adlı kitabım yayınlandı. New York'a, ikinci kez ise 1996 yılında yeniden taşındım ve daha öncesinden yarım bırakmış olduğum, New School Üniversitesi, Medya Bölümü'nde_ özellikle Televizyon Yapımcılığında yoğunlaştığım master programını ise tam 40 yaşında, iki çocuk annesi olarak tamamladim.
TNY: Kendini bir cümleyle nasıl ifade edersin?
BİRCAN ÜNVER : "Düşlüyorum, Öyleyse Varım", bu aynı zamanda bir yazı dizimin de adı.
TNY: Peki Türkiye ile ilgili düşlerin neler?
BİRCAN ÜNVER : Türkiye'ye ilişkin düşlerimin iki temel boyutu var. ABD ve dünya kapsamında , ABD'den Türkiye'ye yönelik. Tabii düş derken, her birinin bir tanımı, ana fikri ve hayata geçmesi uzun yıllardır özlenen ve gerçekleşmesi için kanallar araştırılan nitelikte düşler bunlar..
TNY: Bu düşleri ve onlara ilişkin iki boyutu biraz açıklar mısın?
BİRCAN ÜNVER : İlki ABD'ye yönelik olanlar: 1990 yılından itibaren düşlediğim Metropolitan Müzesi'nde, Anadolu Uygarlıkları sergisi. ki ilk kez 2000 yılında, o dönem Federasyon Başkanı, şimdi AKP Istanbul Milletvekili olan Egemen Bağış ve o dönemin New York Başkonsolusuna da yazılı olarak iletmiştim. Daha sonra bu konuda Mart 2005'te Metropolitan Müzesi Müdürüne hitaben, Avrupa'da sergilenen "TÜRKLER" sergisiyle birlikte Anadolu Uygarlıkları ve ayrıca 150 yıllık Modern Türk Resmi'nden kesitleri içeren üç serginin açılmasıni yazili olarak onerdim. Çok kısa dönemde müze küratörlerinden somut ilgiler aldım ve dört farklı bölümün küratörleriyle konuştum. Ancak, teklife paralel sponsorları temin edemediğim için proje ikinci aşamaya geçemedi.
Zira, müze müdürü Philip de Montebello'ya, "Yunan ve Roman" galerilerinin açılışında, "Anadolu Uygarlıkları" sergisini ne zaman Metropolitan Müzesi'nde görebileceğiz", soruma, "Onun da zamanı gelecek", deyince, ikna olmayarak, "Ne zaman?" dedim. O zaman, Türkiye'nin sanat eserlerini ödünç veren yasalarında değişiklik yapması gerektiğini ve mevcut yasalarla bunun çok güç olduğunu belirtti. "TÜRKLER" sergisi ve paralelinde ki iki sergiye yönelik 2005'te yazılı yapmış olduğum teklifi hatırlattım. "Çok iyi fikirler ve onların da zamanı gelecek," dedi. Yanıtım işe, "Bu projelerden en az birinin gerçekleşmesi için peşini bırakmayacağım," oldu. Tabii ana fikir olarak Metropolitan Müzesi'nde , "TÜRKISH " yada "ANADOLU UYGARLIKLARI"yla başlayacak ve ABD çapında bir yılı sfrecek ve en az iki yılda bir benzer nitelikte sergi ve programların tekrarlanacağı bir Türk Kültür atağının başlatılması. Böylece, ABD medyasının kayıtsız kalamayacağı ve ilkokuldan üniversitleri de hedefleyen eğitim ve sempozyum nitelikli programların da parelelinde geliştirilerek, ABD'ye Türk imajının iyileştirilmesi ve güçlendirilmesi anlamında köklü ve uzun dönemli yatırımı içeren bir anlayış ve uygulamanın düşü bu.
ABD çapında, MEVLANA (UNESCO ile ilişkilendirerek) ve 2010-İstanbul olmak üzere, doğrudan üniversite öğrencilerini hedef alarak ve onları teşviği içeren ve öğrenim programlarına paralel projelerin gerçekleştirilmesi ve bu projelerin aynı zamanda, Avrupa Birliği Kültür projeleriyle de ilişkilendirerek, dünya projelerine dönüştürülmesi.
New York'tan Türkiye'ye dönük ise döğrudan New York ve İstanbul belediyelerinin işbirliğiyle değişimli-dönüşümlü kültürel, mimarı, akademik programların iki dünya şehrinde iki yıllık programlar çerçevesinde gerçekleştirilmesi. Buna parallel özellikle 2005 yılından itibaren ise bu düşlere bir yenisi daha eklendi. Birleşmiş Milletler bünyesinde, 1947 yılından itibaren gerçekleştirilen ve henüz geçtiğimiz hafta 60ncisi yapılan BM/NGO Sivil Toplum Kuruluşları konferansının, 2010'da İstanbul'da gerçekleştirilmesi. Bir de, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın "Beş Şehir" kitabından ilhamla geliştirdiğim Türkiye'nin Beş Şehri'ne Yolculuk projemin hala gerçekleşebilir nitelikteki düşlerden olduğunu düşünüyorum.
TNY: Işık Binyılı/Light Millennium'u neden kurma ihtiyacı duydun ve amaçları neler?
BİRCAN ÜNVER : Genel olarak "Public Access" TV'lerin ve özelde QPTV'nın ABD'de, elektronik medyada özellikle Internet'ten önce, "düşünce özgürlüğü"nün elektronik ortamda tam anlamıyla kendini tanımlayıp uygulayabildiğine tanık olmam. Buna paralel QPTV'de 1992 yılında ürettiğim, "Peace: Reality of Ütopian Dream?" adlı programa paralel, Birleşmiş Milletler'in bu tür projelerde, görsel ve konuşmacı temininde destekleyici yaklaşımı olması ve buna paralel, gerçekte ilk kez aynı yıl, New York Halk Kütüphanesi'ndeki çok kısa bir araştırma sonuçu,i savaş karşıtı barış ve sosyal haklar amaçlı kurulmuş binlerce sivil toplum örgütü olduğunu farketmem, Işık Binyılı/Light Millennium'un ilk düşünsel tohumlarını eken faktörler oldu. 1997'de, master öğrenimi esnasında, Medya Teori dersinde aldığım ilk Internet/ on-Line dersi, Internet'in sadece bir mesajı ulaştırmak değil aynı zamanda dünyanın her bir köşesinde yaşayanların da mesajlarının sunulabileceği potansiyelini kavramam ve bitirme tezi olarak ürettiğim, "Bütün Düşünceler: Türkiye'de Düşünce Özgürlüğü" belgeselinin bileşkesiyle 1999'da yazdığım 40ncı doğum günü Manifestosu ise Işık Binyılı/Light Millennium'un kuruluş manifestosu oldu.
İlk tanıtım sayısı, 1999'da Internet'te yayınlandı, Temmuz 2001'de, ABD yasaları çerçevesinde kurumlaştı ve vergiden muaf statüsünü kazandı. Aralık 2005'te ise Birleşmiş Milletler Kamu Bilgi Bölümü'ne üye oldu. Bugüne değin, Türkçe ve İngilizce olmak üzere üç farklı e-platformda toplam 36 sayı yayınladı. Light Millennium bünyesinde, Ocak 2000 yılında, QPTV'de LMTV serisini başlattı ve 50'den fazla orijinal program üretti ve yayınladı. Farklı kuruluşlar ve üniversitelerle işbirliği çerçevesinde edebiyat, şiir, medya, nükleer özel belgesel gösterimi benzeri 46 etkinlik gerçekleştirdi.
Özellikle işbirliği çerçevesinde ortak etkinlikler gerçekleştiridiğimiz yüksek okulları Stevens Institute of Technology, Columbia, Toronto Üniversiteleri ve New York Şehir Üniversitesi Doktora Bölümü oluşturmaktadır. Aynı zamanda, son iki yıldır BM/Kamu Bilgi Bölümü Sivil Toplum Kuruluşları Konferansı çerçevesinde de iki etkinlğı organize ettik ve her ikisi de BM/STK bünyesi içinde ! organizasyonun çok kısa sürede tanınması ve bir yer edinmesini sağladı. Özet olarak, Light Millennium temel amacı çerçevesinde, global olarak çekirdek boyutta da olsa, kültürel olarak birbirine saygılı, anlamaya özen gösteren ve birbirine sempati duyan, barışçıl amaçlı ve global bir bağı oluşturan sağlıklı, ümit veren ve birleştirici bir tohumu ekti.
TNY : Peki bunun içinde Türkiye'nın yeri ve tanımı nerede?
BİRCAN ÜNVER : İlk olarak tüm programlarımız ve yayınlarımız, İngilizce ve Türkçe olarak yapılmakta ve çoğunlukla her bir dilde orijinal programlar, etkinlikler üretmekteyiz. Bu nedenle ve genel vizyon ve amaçlar çerçevesinde ise kurucusu ve yönetici olarak, Türkiye'li ve Anadolu kökenli olduğum için, Light Millennium/Işık Binyılı'nin kuması Türk, desenleri ve renkleri global bir organizasyondur.
TNY : Light Millennium/Işık Binyılı'nin bundan sonraki hedefleri neler?
BİRCAN ÜNVER : Bugüne kadar tüm yapabildiklerimiz, yüzde yüz gönüllü emek, çaba ve işbirlikleri çerçevesinde gerçekleşti. Zira sadece son iki yılda 122 ülkeden sürekli siteye ziyaretler, 800 aşkın amotorden profesyonele ve her yaştan ve meslekten içerik katkısı ve ABD çapında ve BM nezdinde içlerinde 50 yılı aşkın STK'lar da dahil olmak üzere bizimle işbirliği teklifi ve ortak projeler gerçekleştirmemizin de bunun bir kanıtı olduğunu düşünüyorum. Bununla birlikte, organizasyon öyle bir aşamaya geldi ki altyapısının sağlamlaştırılması ve geleceğinin önün üzerinden güvenle geliştirilip güçlendirilmesini şu aşamada zaruri kılmaktadır. Bu nedenle, organizasyonun mevcut programlarına paralel geliştirilmiş projelerine başta finansal sponsorlar bularak, ge! rekli çekirdek kadroları kurmak, bundan sonraki ilk hedeflerimizden. Bu çerçevede, "yaptıklarımız, yapacaklarımızın güvencesidir", ilkesinden harektle, gönüllü ve tamamen işbirlikleri ve lojistik desteklerle yapabildiklerimizi, çekirdek bir kadro ve gerekli bütçeleri temin ederek yapabilir hale gelmek... O zaman, yaptığımız program ve yayınların hem ABD, hem BM hem de dünya çapında zaman içinde saygın, güvenilir ve etkin bir yeri olacağı kuşkusuz.
TNY: Light Millennium Projelerine gerek Türk toplumu ve New York Merkezli kuruluşların desteği oluyor mu?
BİRCAN ÜNVER : Gerek Türklerden gerek Amerikalılar ve gerekse farklı ülke vatandaşlarından yayınların içeriğine yazi, şiir, resim ve etkinliklere ve TV programlarına gönüllü katkılar ve ekiplerle, bugüne değin ne yapabildiysek yapabildik... Bir de etkinlik mekani, resepsiyon, teknik ekipman benzeri de destekler aldık ve almaktayız. Bununla birlikte, genel anlamda bir çok New York merkezli Türk-Amerikan kuruluşlarıyla işbirliği önerilerim yada sunduğum projelerin hiçbirine somut yanıtlar, destekler alamadım. Özellikle sözkonusu projeler, finansal desteği zaruri olan ve kendi kapasitemle gerçekleştiremeyeceğim nitelikteki projeler. Örneğin "Rumi Production Awards bunlardan başlıcası. Bunun dışında, gerçekte Türk toplumuna birey yada kuruluş temsilcileri olarak finansal destek için somut hiç bir başvuruda bulunmadık.
Zira, Light Millennium'un kuruluş özünde, vergiden muaf yapısı nedeniyle ABD'de merkezli şirket ve vakıflardan, proje bazında Grantslar alabilecek kapasiteye sahip. Burada en çok güçlük çektiğimiz konu, profesyonel, "ğrants" temin edecek kapasite ve tecrübeye sahip proje yazarlarıyla birlikte çalışacak bir bütçemizin olmayısı bizi en başından beri en çok zorlayan temel sorunlardan biri. Bu amaçla bir Amerikalıyla işbirliği yapmaya çalıştık ve sonuçta, organizasyonu ele geçirme ve yönetim kurulunu yıldırma girişimleri sonuçu, o kişiyle yaptığımız on anlaşmayı da fesh etmek zorunda kalınca, bu tecrübe, beni ciddi bir hayal kırıklığına uğrattı. Bu nedenle bu konuda, konuyla ilgili ve kendini geliştirmek isteyen ve aynı zamanda mesleki yatırım olarak proje bazında çalışmakla ilgilenecek potansiyel kişileri de araştırmaktayız.
TNY: Light Millennium'un Birleşmiş Milletler'e üyeliğinden ve son iki yıldır da BM 'de NGO konferansına katıldığınızdan söz ettin. Türk NGO'lar, BM de etkin bir varlık gösteriyorlar mi?
BİRCAN ÜNVER : Öncelikle çok genel bir izlenimi paylaşmak istiyorum. BM'ye üye ve özellikle her hafta, konferans ve BM/NGO konferansına ilişkin Planlama toplantılara katılan aktif NGO üyeleri temsilcilerinin neredeyse yüzde seksen-doksanı bayan. Bu bayanların çoğunluğunu ise ülkelerinin nüfuslarına ters orantılı ve özellikle New York merkezli kurulmuş Ermeni, Musevi kuruluşların temsilcileri ile bazı din örgütlerinin temsilcileri çoğunluğu oluşturmaktadır. Gerek Türkiye merkezli gerek NY ve gerekse ABD merkezli olarak, bilgim dahilinde ve özellikle son iki yıldır Türkiye doğumlu tek aktif bayan üyeyim. New York /ABD merkezli Türk-Amerikan sivil toplum kuruluşu temsilcisi olarak ise yine Türkiyeli tek üyeyim. Bilgim dahilinde, Light Millennium, halihazırda, NY/ABD merkezli, temel dokusunda Türk kültürü ve dilini de yayın ve ama '8dları içinde olan ve BM'ye üye tek kuruluş. Özellikle BM/NGO bölümüne, 1662 büyüklü-küçüklü, yüzyılı aşkın yada henüz çok yeni, sivil toplum kuruluşu dünyanın her köşesinden üye iken, gerek New York yada genelde ABD çapında, gerekse Türkiye'den aktif üyelerin olmayısı çok büyük bir eksiklik.
Bu eksikliği net olarak son iki yılda düzenlenen konferans programına ve sonuç raporuna göz atarak da görmek mümkün. Bu çerçevede, bir arpa boyutunda da olsa son iki yılda konferans çerçevesinde organize ettiğim iki programa, iki Türk organizasyonunu ve dolayısıyla konuşmacıyı, Muzaffer Baca, Mavi Hilal Vakfı (İstanbul), Prof. Zafer Ayvaz (İzmir), Türk Kültür Merkezi yardımcı sponsorluğu aracılığıyla kazandırdım.
TNY: Özellikle izlediğin kadarıyla Ermeni organizasyonlarının BM'deki faaliyetlerinden biraz söz eder mısın?
BİRCAN ÜNVER : Ermenilerin BM'deki faaliyetlerinin çoğunluğuna, Ermeni Daimi Temcilciliği sponsor oluyor. Buna paralel, tüm etkinliklerinde, konu yada bir konferansın teması ne olursa olsun, ne yapıp ne ediyorlar ve konuyu kendi iddiaları çerçevesinde, "1915" ile bağlıyorlar ve doğrudan sadece o dönemi değil, tüm modern Türkiye'yi ve hepimizi yargılayan ve sonuçta, tazminat talep eden ve kendi konuşmacıları dışında kimseye de söz hakkı vermeyen, çok iyi koordine, organize edilmiş ve finansal kaynakları ve tanıtım bütçesi olan program organize ediyorlar. Yılda en az 3 yada 4, gerek konferans çerçevesinde, gerek doğrudan Ermeni misyonu çerçevesinde, gerek diğer ülkelerle işbirliği çerçevesinde, hep aynı konuyu her fırsatta ve hep de kendilerinin konuşmacı olarak ağırlıkta ve etkin söz sahibi olar! ak sunuyorlar programlarını. Bunlar görünürde olanlar ve BM'yi uzaktan yakından izleyenlerin bildiği şeyler..
TNY: O halde, Ermeni organizasyonlarının BM'deki faaliyetlkerine ilişkin az bilinen yada dışarıdan bilinmeyen diğer faaliyetleri neler?
BİRCAN ÜNVER : Özellikle gerek BM'de gerek üniversitelerde aktif ve etkin Ermeni-Amerikan temsilcileri, iliskili olduklari okullardan her bir firsatta ve sistemli olarak stajerler getirererek, bu kez arka planda, onlari yetistiriip, BM bünyesinde yönlendiriyorlar. Bu nedenle, BM bünyesinde, gerek Türkiye gerekse ABD merkezli STK'larin üye olmaları ve bu üyeliklerinde de aktif ve kendi içinde işbirligi içinde hareket etmeleri, hic bir zaman geç kalınmış değildir, ilkesi çercevesinde, BM bünyesinde coğalmamız ve etkin olmamız, sadece BM değil, ABD medya ve dünyaya kendi tezlerimizi sunabilmek anlamında elzemdir. Tabii kendi tezlerimiz derken, bu sadece "1915" değil, Kibrıs, Kültürler ve Dinler arasi Diyalog, Ekonomik ve Sosyal Gelişim, Doğa ve Çevre, Çocuk ve KadIn Hakları benzeri bir cok alanda, bir varlık göstermemiz için en başta yer almamız gereken uluslararası platform olduğunu duşünüyorum.
Ayrıca, "1915"i referans vererek, gerek BM gerekse BM dışında yaptıkları etkinliklerin ulaştığı başarı, organizasyonlarının promosyonu, yayınları, üniverisitelerle işbirliğiyle yaptıkları etkinlikleri ve başarıları da dahil olmak üzere diğer sivil toplum kuruluşlarına anlatan "workshop"lar düzenliyorlar.
TNY : BM ve ABD nezdinde genel önerilerin neler?
BİRCAN ÜNVER : Musevilerden örnek alırsak, onlar Museviler Soykırımını BM'de kabul ettirdi. Ermeniler de onları model alıyor. BM'de işlenen konular, her ne kadar genel olarak Türk medyasında rağbet görmese de, üst düzeyde diplomatlar, uluslararası kuruluşlar, BM'nin belli başlı ve uluslararası birimleri, kadrosu ve işlenen başlıca konular çerçevesinde; yerel organizasyonlar ve medyaya, o bilgiler temel kaynak sağlıyor. Bu konuda aradaki karşılaştırma bir uçurum kadar. Zira BM kaynakları, Web sitesi aracılığıyla en başta ABD merkezli medya ile yeryüzünde dileyen herkesin her an ulaşılabileceği başlıca ve güvenilir kaynaklar haline dönüştürülüyor. Kanımca, Türk sivil toplum örgütlerinin BM'deki varlık gösteremeyişi kadar Türk Medyası'nin da BM'de ki uluslararası düzeyde düzenlenen konferanslara yok denecek kadar ilgi göstermesi de, ikinci başlıca temel boşluğu oluşturmaktadır.
Çünkü, ilke olarak ilgi gösterirsen, ilgi görürsün, ikinci olarak ise Ermenilerin ölüşturduğ! u doküman kaynak, kitap, akademik, kültür-sanat, belgesel, sinema kısaca her alanı kullanarak ürettikleri programlara karşın, bizler ya hiçbir şey üretmiyoruz yada ürettiklerimiz "savunma" konumundan öte geçmiyor! Bu nedenle, Türk sivil toplum ve medya kuruluşları tarafından üretilen kaynaklar da, böyle bir karşılaştırmada çok cılız kalıyor.
Bu büyük boşlukta ise özellikle gerek BM nezdinde gerek ABD kamuoyunda, herkes en çok ne'yi görür ve duyarsa, ona inanıyor. O nedenle, ABD'de, Türk sivil toplum örgütlerinin BM'de aktif ve sürekli olarak yer almaları, Türk medyasının BM'deki büyük konferanslara ilgi göstermesi kadar Türk kültürüne ve imajına ABD'de; Türk sivil toplum örgütlerinin BM'de aktif ve sürekli olarak yer almaları, Türk medyasının BM'deki büyük konferanslara ilgi göstermesi kadar Türk kültürüne ve imajına köklü ve her biri 5-10 yıllık plan ve programlar çerçevesinde yatırım yapılması. Aynı zamanda, Türkiye'nin de ABD'de lobicilik faaliyet alanlarını bu amaçlar doğrultusunda kanalize etmesi, artık elzem oldu.
|